Umre Nedir?
Sözlüklerde “ziyaret etmek” anlamına gelen umre, dini bir kavram olarak, özel bir şekilde Kabe’nin ziyaret edilmesini ifade etmektedir. Umre, belirli bir zamana bağlı olmaksızın (Arefe günü ile Kurban Bayramı’nın ilk dört günü hariç) ihrama girip tavaf ve sa’y yaptıktan sonra, tıraş olup ihramdan çıkarak yapılan ibadettir.
Yolculuk – Sefer Duası:
Bu vasıtayı bizim emrimize veren Allah’ı tenzih ederim, yoksa bu vasıtaya yakın olmaya bizim gücümüz yetmezdi. Hiç şüphesiz, hepimiz Rabbimize dönücüleriz. Allah’ım, Senden bu yolculuğumuzda hayır ve takva, amellerden de Senin razı olacaklarını dileriz. Ya Rabbi, bu yolculuğumuzu bize kolaylaştır, uzakları Sen yakınlaştır. Bizi taatinden ayırma. Allah’ım, seferde Sahibimiz Sen, geride bıraktığımız ailemizin Vekili de Sensin. Allah’ım, yolculuğun sıkıntılarından, manzaranın kötüye değişmesinden, mal ve aile hususunda kötü dönüşten Sana sığınırım…”
Umre’nin Hac’dan farkı, Arafat ve Müzdelife vakfesi, kurban kesme, şeytan taşlama görevlerinin Umre’de bulunmamasıdır. Bundan dolayıdır ki, Umre’ye “hacc-ı asgar”, yani küçük Hac, Hac ibadetine de “hacc-ı ekber”, yani büyük Hac denmiştir. Hanefî ve Malikîlere göre bir Müslümanın ömründe bir kez umre yapması müekked sünnettir.
Şafiî ve Hanbelîlere göre ise farzdır. Bakara Suresi’nin 196. ayetinde Cenab-ı Allah umre ibadetinden bahsederek: “Hacc’ı ve Umreyi Allah için tamamlayın…” diye emretmiştir. Yani nafile bile olsa Hac veya Umre’den birine veya ikisine başladınız mı tamamlayın, eksik bırakmayın veyahut tam olarak yerine getirin. Ne başından ne sonundan eksik yapmayın, anlamında bu ibadetin önemi üzerinde durulmuştur.
Ebu Hureyre’den (ra) bir rivayette: “Bir Umre, diğer Umre’ye arada işlenenler için keffarettir. Hacc-ı Mebrur’un karşılığı cennetten başka bir şey olamaz!” diye söyleyen Peygamberimizin “bir Umre, diğer Umre” tabiri, bir Umre diğer Umre ile birlikte şeklinde anlaşılmıştır. Yani mana, “bir Umreden sonra bir Umre daha yapılırsa, bu ikisi arasında işlenmiş olan günahlara keffaret olur,” diye anlaşılmıştır.
İbn Abbas’ dan (ra) bir rivayette: “Hac ile Umre’nin arasını birleştirin. Zira bunlar günahı, tıpkı körüğün demirdeki pislikleri temizlemesi gibi temizler.” diye buyuran Peygamberimiz, bu sözü ile, temizliğin çok güçlü bir manevi temizlik olacağının benzetmesini yapmıştır. Yine Ebu Hureye’ den (ra) bir rivayette: “Küçüğün, büyüğün, zayıfın, kadının cihadı Hac ve Umre’dir.” diye buyuran Peygamberimiz çocuk, kadın ve yaşlı birinin hac ve umreyi yaparak cihad ile aynı sevabı kazanabileceğini bildirmiştir. Ayrıca bu Hadis-i Şerif’ten, insan ruhunun bu üç ibadetle de aynı terbiye ve eğitimi alabileceği vurgulanmıştır.
RamazanUmresi
Hayırlı ameller yerine getirildiği vakitlere göre birbirinden üstünlük arzeder. Bazı vakitlerde yapılan ibadetler, diğer vakitlerde yapılan ibadetlere nazaran daha faziletlidir. Ramazan ayı ise hayırlı amellerin değerinin katlanması açısından diğer aylardan daha üstündür. Bunun içindir ki, Peygamberimiz (s.a.v.) Ramazan ayında yapılan Umre’yi diğer zamanlarda yapılan Umre’den daha faziletli görmüşv e “Ramazan ayında yapılan Umre, Hacc’a denktir.”
7 diye buyurarak, bir önceki hadiste hac ve umreyi cihada benzetirken, bu hadiste de Ramazan Umresini Hac ibadetine benzeterek Umre ibadetinin değerine değer katmıştır.
Sahabeden Ebu Rezin el-Ukeyli (ra), “Ey Allahın Rasulu! Babam ihtiyar bir insandır. Ne Hac ne de Umre’de yolculuk yapmaya gücü yeter.” diye sormuş, Peygamberimiz de (s.a.v.), “Babanın yerine sen Hac ve Umre görevini yap.” buyurarak yolculuk yapmaya gücü yetmeyen başka birinin yerine Hac ve Umre görevinin yapılabileceğini bildirmiştir.
Umre İlmihali
A.Umrenin sünnet, vacip veya farz olma şartları:
Bir insana Umre’nin sünnet, (yahut vacip veya farz) olabilmesi için Müslüman, akıllı, büluğa ermiş, özgür, ekonomik gücü yeterli ve sağlıklı olması, yol güvenliğinin bulunması ve kadının can, mal ve namus güvenliğinin sağlanmış olması gerekir.
B.Umre ibadetinin zamanı:
Umre için belirli bir zaman yoktur, her zaman yapılabilir. Ramazan’da yapılması mendup ve daha faziletlidir. Ancak, Hanefî Mezhebi’nde “Teşrik Günleri “ denilen, yılda beş gün, yani arefe günü sabahından bayramın 4. günü güneş batıncaya kadarki süre içinde Umre yapmak tahrimen mekruhtur. Şafiî, Malikî ve Hanbelî Mezheplerine göre Hac için niyetli olmayanlar, teşrik günleri dahil yılın her gününde Umre yapabilirler.
C. Umrenin farzları:
Umre’nin iki farzı vardır. Bunlar; İhrama girmek ve Kabe’yi tavaf etmektir. Bunlardan ihram şart, tavaf ise rükündür. Şafiî ve Hanbelîlere göre bu dört nüsük, yani ihram, tavaf, sa’y ve tıraş birer rükündür. Malikî Mezhebi’nde ise, ilk üçü rükün, tıraş ise vaciptir. Şart: Yerine getirilmesi gerekli olan şey. Hükmün varlığı kendisine dayanan şeydir. Rükün: İbadetlerin ve akidlerin asli bölümlerini ifade eder.